Avukat Yelda Kullap
  • Anasayfa
  • MAKALELER
    • YAZDIKLARIM
  • iletiÅŸim
  • EMSAL KARARLAR
    • Danıştay'dan
    • Yargıtay'dan
    • YEREL MAHKEME
    • bosanma
  • Test2
    • Test2-1
    • Test2-2
  • ee
    • ii

Avukat Yelda KullapTüm dünyada ve çevremizde varlığını yitiren adaletsizliğe karşı adaleti gerçekleştirmeye çalışır hukukçular...yeldeğirmenine karşı koşmak gibi

  • Test3
    • Test3-1
  • Test4
  • Mevzuat
    • uluslararasi sozlesmeler
    • Kanunlar
    • Kanun hukmunde kararnameler
    • Tuzukler
    • Yonetmelikler
    • kredi kullananlara iyi haber
    • cek kanunu degisiklik

Buradasınız  :  EMSAL KARARLAR  »  Yargıtay'dan  »  haksız tutukluluk tazminat

Benzeri Sayfalar

  • »  Yargitaydan
  • »  gsm, baz istasyonları

haksız tutukluluk tazminat

haksız tutukluluk tazminat

Ceza Genel Kurulu 2006/9-29 E., 2006/22 K.

·  HAKSIZ OLARAK TUTUKLU KALDÄžI GÜNLER KARÅžILIÄžINDA İSTENEN MANEVİ TAZMİNAT

·  MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNDE BULUNURKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

·  YAKALAMA VE TUTUKLAMAYA İLİŞKİN KURALLARIN GÖZARDI EDİLEREK DAVACININ MAÄžDURİYETİNE SEBEB OLMASI

·  5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]

·  5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]

·  5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]

·  5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]

·  5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]

"ÖZET"

 

"İçtihat Metni"

Davacı H…. Kaya'ya haksız olarak tutuklu kaldığı günler karşılığında 466 sayılı Yasa uyarınca 200 YTL manevî tazminat Ã¶denmesine, fazlaya iliÅŸkin istemin reddine, 100 YTL dilekçe yazım ücretinin davalı Hazine'den alınarak davacıya verilmesine iliÅŸkin Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.01.2005 gün ve 255-21 sayılı hükmün davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi 08.12.2005 gün ve 5757-9365 sayı ile; 

"1- Objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi
 tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliÄŸi, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, zenginleÅŸme sonucu doÄŸurmayacak ÅŸekilde hak ve nasafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, bu ölçülere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmedilmesi, 

2- Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.09.2005 tarihli kararında belirtildiği üzere, davacı yararına karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca tarifenin 3. kısmı gereğince ve ikinci kısmın ikinci bölümünün onuncu sıra numarasındaki ücretten az olmamak üzere vekalet ücreti tayini gerekirken dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi," isabetsizliğinden hükmü bozmuştur.
 

Yargıtay C.Başsavcılığı ise bu karara karşı 26.01.2006 gün ve 81128 sayı ile;
 

"466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere
 tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanunun 3. maddesinin son fıkrasında temyiz süresi belirtilmiÅŸtir. Buna göre "Bu karar aleyhine tebliÄŸ tarihinden baÅŸlayarak bir hafta içinde temyiz yoluna baÅŸvurulabilir." 466 sayılı Yasada bunun dışında temyiz ile ilgili hüküm yoktur. Bu nedenle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.02.1981 tarih ve 443/33 sayılı kararında belirtildiÄŸi gibi "466 sayılı Yasa uyarınca açılan davanın Ceza ve Hukuk davalarındaki usul kurallarını içeren özel bir dava olduÄŸunun kabulü ve yasadaki boÅŸlukların Ceza ve Hukuk Usulü Yasalarındaki hükümlere göre doldurulması gerekir." Dava konusu tazminat olmakla düşüncemize göre temyiz ile ilgili olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427. maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir.

HUMK'nun 427. maddesinde yapılan değişiklik 21.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
 tazminat davası ile ilgili kararın 25.01.2005 tarihinde verilmiÅŸ olması nedeniyle temyiz sınırının belirlenmesinde HUMK'nun 427. maddesinin 5219 sayılı Yasa ile deÄŸiÅŸik halinin dikkate alınması gerekir. Kaldı ki dava HUMK'nda yapılan deÄŸiÅŸiklikten sonra 05.10.2004 tarihinde açılmıştır.

Alacağın tamamının dava edilmiş olmasına ve kararda davacı lehine hükmedilen
 tazminat miktarının 200 YTL ve reddedilen kısmın 800 YTL olması nedeniyle 427/4. maddesi içeriÄŸi itibariyle tarafların temyiz hakkının olmadığı gibi, talep edilen manevi tazminat miktarının 1.000.000.000 TL (1000 YTL) olması itibariyle, HUMK'nun 427. maddesinin 2. fıkrasına göre de kesin nitelikte bir karardır. Bu kararın davacı vekilince de davalı vekilince de temyizi mümkün deÄŸildir." görüşü ile itiraz yasayoluna baÅŸvurarak, Özel Daire kararının kaldırılmasına,tazminat miktarı itibariyle hükmün HUMK'nun 427 ve CMUK'nun 305/3. maddesi gereÄŸince temyizi mümkün olmadığından, aynı Kanunun 317. maddesi uyarınca davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddine karar verilmesini talep etmiÅŸtir.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
 

TÜRK MİLLETİ ADINA

466 sayılı Yasa hükümlerine göre açılan davada; davacının beraatle sonuçlanan ceza davası sırasında haksız biçimde bir ay süreyle gözaltında ve tutuklu olarak kaldığı ileri sürülerek 1.000.000.000 TL (1.000 YTL) manevi
 tazminat isteminde bulunulmuÅŸtur. 

Yerel Mahkeme, 200.000.000 lira (200 YTL) manevi
 tazminata hükmedip, fazlaya iliÅŸkin istemi reddetmiÅŸtir. 

Davacı vekilinin, hükmedilen
 tazminatın az olduÄŸunu, davalı vekilinin de, reddedilen tazminat miktarı üzerinden davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiÄŸini belirterek sair nedenlere de dayanmak suretiyle temyiz yasa yoluna baÅŸvurmaları üzerine Özel Daire bu hükmü; hükmedilen tazminat miktarının az olduÄŸu ve davacı lehine eksik avukatlık ücretine hükmedildiÄŸinden bahisle bozmuÅŸtur. 

Yargıtay C.Başsavcılığı ise; haksız tutuklamaya ilişkin
 tazminat kararlarının bir hafta içerisinde temyiz edilebileceÄŸinin 466 sayılı Yasada belirtildiÄŸini, anılan Yasada baÅŸkaca açıklayıcı bir hüküm bulunmaması karşısında, temyizin sınırlanması ile ilgili olarak HUMK'nun 427. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiÄŸini, buna göre bir milyar lirayı aÅŸmayan tazminat hükmünün, verildiÄŸi tarih itibariyle kesin nitelikte bulunması nedeniyle Yargıtay'ca incelenemeyeceÄŸini belirterek itiraz yasa yoluna baÅŸvurmuÅŸtur. 

Görüleceği üzere çözülmesi gereken hukuki sorun; haksız tutuklamadan doğan
 tazminat istemlerinin kabûlü veya reddine iliÅŸkin kararların temyizi halinde HUMK'nun 427. maddesi hükmünün uygulanıp uygulanamayacağına iliÅŸkindir. 

Şahsî hakka ilişkin bulunan maddî ve manevî
 tazminat davaları esasen medenî yargılamanın konusuna girmekle beraber, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 38, 467 ve 486/son maddelerindeki düzenlemeler, ÅŸahsî davacı veya katılana, bazı suçlarda ÅŸahsî haklarının hüküm altına alınmasını ceza yargılaması makamlarından isteme hakkını vermiÅŸtir. Bu durumda, ceza davasının yanında, onunla birlikte yargılanacak ve sonuca baÄŸlanacak bir uyuÅŸmazlık daha ceza hakîminin önüne getirilmiÅŸ olmaktadır. 

Haksız ve hukuka aykırı olarak yakalanan veya tutuklanan kimselere
 tazminat Ã¶denmesi esası ise, ülkemizde ilk kez 1961 Anayasası'nda düzenlenmiÅŸ, 30. maddesinde, yakalama ve tutuklamanın hangi hallerde söz konusu olacağı açıklandıktan sonra maddenin son fıkrasında; "Bu esaslar dışında iÅŸleme tâbi tutulan kimselerin uÄŸrayacakları her türlü zararlar kanuna göre Devletçe ödenir" hükmüne yer verilmiÅŸtir. Bu düzenleme doÄŸrultusunda 466 sayılı "Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere tazminat Verilmesi Hakkında Kanun" 1964 yılında kabul edilerek yürürlüğe girmiÅŸtir. 

Anılan Yasanın 1. maddesinde;
 tazminat verilmesini gerektiren kanun dışı yakalama ve tutuklama halleri, bir baÅŸka deyiÅŸle öngörülentazminatın hangi durumlarda istenebileceÄŸi yedi bent halinde gösterilmiÅŸtir. Bunlardan ilk beÅŸ bentte, kurallara uyulmamasından kaynaklanan yasa ve yöntem dışı yakalamalar ile tutuklamalar, takip eden iki bentte ise, baÅŸlangıçta kurallara uyulmakla birlikte sonradan ortaya çıkan sonuç bakımından haksız bir görünüme bürünen yakalama ve tutuklamalar tazminat nedeni olarak öngörülmüştür. 

Yasanın 2. maddesinde dava açmaya ilişkin koşullar ve yöntem açıklanarak bu davalara bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlendirilmiş, 3. maddesinde de
 tazminat davalarının incelenmesi ve mahkemece karara baÄŸlanması süreç ve yöntemi, olaÄŸan ceza ve medeni yargılama yöntemlerinden farklı biçimde düzenlenmiÅŸ, ayrıca mahkemenin kararı aleyhine tebliÄŸ tarihinden baÅŸlayarak bir hafta içinde temyiz yoluna baÅŸvurulabileceÄŸi belirtilmiÅŸtir. 

Görüleceği üzere, haksız yakalanan veya tutuklanan kimselere Devlet'çe
 tazminat verilebilmesi için bu hususta bir dava açılması gerekir. Åžahsî hakka iliÅŸkin diÄŸer bazı davaların ceza mahkemesinde görülebilmesi ihtiyarî olduÄŸu halde, haksız tutuklamaya iliÅŸkin tazminat davasının ceza mahkemesinde görülmesi ve sonuca baÄŸlanması zorunludur. 466 sayılı Yasada mahkeme kararının bir hafta içinde temyiz edilebileceÄŸi belirtilmiÅŸ, ancak haksız tutuklamaya iliÅŸkin tazminat davası sonunda verilen kararlardan hangilerinin kesin nitelikte oldukları gösterilmemiÅŸtir. Anılan Yasada bu hususu düzenleyen bir kural bulunmaması, mahkemelerin haksız tutuklamaya iliÅŸkin verdikleri tüm kararların herhangi bir sınırlamaya tâbi tutulmaksızın temyiz edilebileceÄŸini göstermez. Ceza Genel Kurulu'nun 09.02.1981 tarih ve 443-33 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, 466 sayılı Yasaya göre açılan bu dava, ceza ve hukuk davalarındaki usûl kurallarını karma biçimde içeren özel bir dava olduÄŸundan, 466 sayılı Yasadaki boÅŸluklar, Ceza ve Hukuk Yargılama Yasalarındaki hükümlere göre doldurulmalıdır. 

Bu yasalardan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 305. maddesinde, ceza mahkemelerinden verilen hükümlerin temyiz edilebileceği belirtilmektedir. Maddede sözü edilen hükümler, aynı Yasanın 253. maddesinde sayılan ve ancak bir ceza yargılamasına özgü olan beraat, mahkûmiyet, yargılamanın durması, düşme ve davanın reddine ilişkin kararlardır. Yine 305. maddede, temyiz edilemeyecek olan hükümler de belirlenmiştir. Bunlarla ilgili ölçütler ise, para cezası olarak saptanmıştır. Dolayısıyla ancak bir ceza hükmünde esas alınabilecek olan bu kıstas, şahsî hakka ilişkin bir talep üzerine verilen kararlar bakımından uygulanabilir nitelikte değildir. O bakımdan, haksız tutuklamaya ilişkin
 tazminat davasında verilen kararların temyizi halinde, sözü edilen boÅŸluÄŸun Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427. maddesi uygulanmak suretiyle doldurulması gerekir. 

HUMK'nun hüküm tarihinde ve halen yürürlükte bulunan 427. maddesi ise şu şekildedir;
 

"Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yardımda bulunmak şartıyla, hükmü temyiz edebilir.

Miktar veya değeri birmilyar lirayı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir.
 

Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, birmilyar liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
 

Alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde, asıl isteminin kabul edilmeyen bölümü birmilyar lirayı geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur; şu kadar ki karşı tarafça temyiz yoluna başvurulması halinde, düzenleyeceği cevap dilekçesinde temyize ilişkin itirazlarını ileri sürmesi mümkündür. ..........."

İncelenen olayda, haksız tutuklamaya ilişkin
 tazminat

tazimant

tazimant
Paylaş
© Copyright Avukat Yelda Kullap
Web